KONFEDERASYONDAN FEDERASYONA - rocco

Arkadaşlar selam ; Yazıma 2000 li yıllarda ünlü Alman Dışişleri Bakanı Joschka Ficher’in  'Konfedarsyondan Federasyona . Avrupa Entegrasyonun tamamlanması hakıkındaki konuşmasına atıf yaparak başlamak istiyorum. Bu konuşmada  Avrupa ulus devletlerinin nasıl tek bir çatı altında uygun yolla birleştirildiği açıklanmıştır. Oldukça ses getirmiş olan bu konuşma AB genelinde oldukça heyacan yaratmış ve entegrasyon yolunda önemli bir milad olarak kabul edilmiştir. Tabi Joschka Ficher bu açıklamayı yaparken günümüz Avrupasını hayal etmediği ortada.Geçtiğimiz hafta içerisinde Joschka Ficher AB nin yaşadığı krizi değerlendirmiş ve eski Alman bakandan şu tespitler gelmiştirAlmanya 'nın, büyük bir global ekonomik krizi önleyebilmek için Avrupa politikasını değiştirmesi gerektiğini belirmiş , Avrupa'nın alev alev yandığını , Almanya'nın başını çektiği Avrupa ise yangına suyla değil, gaz yağıyla gittiğini , yangının, Merkel'in zorla sürdürdüğü tasarruf politikasıyla daha da güçlendiğini ifade etmiştir
 
Merkel son dönem değerlendirmelerinde ortak para birmininin yeterli olmadığını ,  ortak mali politikaların gerekli olduğunu vurgulayıp ,daha fazla yetkiyi Brüksel’e devretmenin gerektiğini , AB’ye denetim imkânları verilmesinin önemini açıklamıştır.Bunun içinde üyelerin anlaşmasını beklemeye gerek olmadığını daha güçlü doğrultuda bütünleşme isteyen ülkelerin bu doğrultuda ilerleyebileceğini öngörmektedir. Bu yetki devri konusu anlaşılan 28-29 Haziranda yaşanacak AB liderler zirvesinde fazlası ile gündemi meşgul edecek gibi durmaktadır. Çözüm konusunda öne sürülen bir başka husuta Avrupa Mali İstikrar Paktıdır. Buradaki amaç Euro Bölgesi ülkelerinin ekonomi politikalarını, hükümet harcamalarını koordine etmeleri , hükümetler arası bütçe açığı veya fazlası arasındaki farkın ortadan kaldırlmasıdır.  

AB lider ülkeleri arasında ortak euro tahvillerinin kullanılması konusunda da ciddi fikir ayrılıkları bulunmaktadır. İspanya , İtalya , Fransa , İngiltere bir an önce bu projenin hayata geçirilmesini istemekte , Almanya ise bunun ancak mali bir birliğin kurulmasından sonra gündeme gelebileceğini belirtmektedir. Eurobond aslında krizin çözümü konusunda çok etkili bir mekanizma olabilir. Şöyleki Borçlanma maliyetleri yüksek olan AB ülkeleri eurobond sayesinde daha düşük faiz oranları ile borçlanma yoluna gidebileceklerdir. Mevcut durumda yüksek faiz oranları ile borçlanan İspanya eurobond sayesinde  daha düşük oranlarla borçlanma yoluna gidebilecektir. Bu tahvil tek tip olarak çıkartılacak ve AB güvencesi altında olacağından , tahvillere güven daha fazla olacak ve birliğe üye devletler için aynı faiz oranı üzerinden borçlanmanın yolunu açacaktır. Almanya'nın bu projeye karşı çıkması diğer Avrupa ülkelerine oranla çok daha düşük oranlarla borçlanabilmesinden kaynaklanmaktadır. İşte bu noktada Alman  hükümeti lider ülke vasfını göstermemekte kendi iç siyasetinden çekindiğinden bir daha seçilemem korkusundan projeye karşı çıkmaktadır. Çünkü eurobonda geçmek Almanya için daha yüksek faiz oranları ile borçlanma anlamına gelmektedir. 

Şimdi bu noktada Almanya'nın bir seçim yapması gerkmekte , gerçek bir lider ülke rolünü üstlenip iç politik kaygılardan uzak bir şekilde kontrolü ele alması , birliğin kurtarılması yolunda reformları bir an önce hayata geçirmesi gerekmektedir. Siz krize giren Yunanistan'a adalarını sat borcunu öde derseniz , İspanya ve Fransanın eurobond projesini kabul etmeyip ülkeleri kendi kaderine bırakırsanız birliğin varlığı sorgulanır hale gelir ve eninde sonunda yangın sizin de bahçenizi etkisi altına almaya başlar. AB nin 4. büyük ekonomisi İspanya 'da  yapılan bir anketi okudum AB nin kuruluş aşamasında en fanatik halkların başında İspanyol halkı gelmekteymiş ancak son yaşanan ekonomik kriz ve %25 dayanan işsizlik oranı İspanyol halkının birliğe ve ortak para birimine bakış açısını oldukça zedelemiş durumda , İkinci olarak Yunan Halkı bölgesel bazda trampaya benzeyen bir uygulamaya geçmek zorunda kalmış , euro yu  kullanmıyorlar hizmet karşılığı günlük ihtiyaçlarını karşılamaya başlamış durumdalar. Bu koşullarda yaşayan halkların size güveni kalmaz ve birlikte yaşama arzusuna ilişkin subjektif unsur ortadan kalkar. 
 
Şimdi gelelim ABD nin bu süreçten nasıl etkileneceği konusuna , Bildiğiniz üzere Obama 'dan konuya ilişkin gelen açıklama çok ilginç ' Avrupa gereken adımları atmalı. Aksi takdirde, biz kendi ekonomimizi ayırırız' Böyle bir açıklamayı anlamakta açıkçası çok zorluk çekiyorum. ACABA ABD AYDA MI YAŞIYOR ? Aslında bu açıklamaya  Fransız bakan Fabius 'dan çok güzel bir cevap gelmiştir. ' Şu an yaşadığımız bu kriz Avrupa'da doğmadı. Lehman Brothers bildiğim kadarıyla bir İtalyan ya da bir Fransız bankası değil. HEPİMİZ AYNI GEMİNİN YOLCUSUYUZ . ' Yani diyorki eğer biz batarsak bu gemide sen de batarsın. Bildiğiniz üzere bir çok ABD devi EURO bölgesinde iş yapmakta , mal satmakta ve aynı şekilde bir çok AB şirketi ABD 'de faaliyet göstermekte istihdam yaratmaktadır. Bu şirketlerin kriz ortamında ürettiği malları satamaması , zarara uğraması kaçınılmazdır. ABD açısından iki yönlü riski var ilk olarak kendi şirketleri küçülme yoluna gidecek ve istihdamın düşmesine , işsizliğin artmasına , gelir düzeyinin düşmesine , talebin daralmasına , borsaların tekrar yerle bir olmasına neden olur. Aynı şekilde AB kökenli şirketler ABD içerisindeki şirketlerini askıya alabilir küçülme yoluna gidebilirler.  Böyle bir manzara karşımıza çıkarsa QE1 ve QE2 de basılan 2,3 trilyon dolar dahi yetersiz kalır. Çok daha büyük mali imkanların yaratılması gereklidir. 
Sonuç olarak gerek AB lider ülkesi Almanya'nın bundan sonraki tutumu ve gerekse ben oyunun dışındayım söylemi ile gözlerini kapatan ABD nin tavrı süreçte çok etkili olacaktır. Evet bu haziran mali destek gelmeyebilir , ancak geçen her gün gelecek mali desteğin boyutlarını da arttırmaktadır. QE 3 böyle giderse eninde sonunda gelecektir. ( Haber içerikli yazılar uluslararası haber kuruluşlarından alınmıştır ) Kişisel görüşlerim olup yatırım tavsiyesi değildir , SAYGILAR. 

Not: Burada yazılan yorumlar kesinlikle yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Kişisel görüşlerdir. Doğru ya da yanlış olabilir, doğruluğu hiçbir zaman garanti edilmez. Sitedeki yazılar kaynak gösterilerek ve izin alınarak yayınlanan yazılar ya da site üyelerinin yazılarıdır. Site üyeliği ücretsizdir.
İçeriği paylaş İçeriği paylaş